4 Aralık 2020 Cuma

BİM 11 ARALIK 2020 AKTÜEL KATALOĞU


 






Bim 11 Aralık 2020 aktüel kataloğunu incelediğimizde her dönemde olduğu gibi bu indirim döneminde de harika ürünlerle karşılaşıyoruz. Bu ürünler arasında elektronikten tekstile, züccaciyeden giyime bir çok ürün yer alıyor. Yeni Bim aktüel ürünler kataloğunun ilk sayfasını incelediğimizde elektronik ürünler bizi karşılıyor. Kredi kartı ile taksitli bir şekilde sahip olabileceğiniz, dahili uydu alıcılı, 2 yıl garantili, USB üzerinden medya dosyalarını oynatabilen Dijitsu 32 İnç Uydu Alıcılı Smart TV 1399 TL. Özel teknolojisi sayesinde saat, telefon, gözlük gibi gün içerisinde en çok kullandığınız kişisel eşyalarınızı sterilize etmenize yardımcı olacak, 2 yıl garantili Sterilo Sterilizasyon Kutusu 139 TL. Otomatik ısı dengeleme sistemine sahip, devrilme emniyetli, taşıma kulplu ve 2 yıl garantili Kumtel Dikey Isıtıcı 199 TL. Ücretsiz kurulum imkanı ile satışa sunulan, 2 yıl garantili, davlumbaz, ocak ve fırından oluşan Kumtel Dimanik Ankastre Set 999 TL. Bimde bu hafta geçerli olacak 11 Aralık Bim aktüel kataloğunda çok sayıda masaj aleti de yer alıyor. Tek Fiyat Masaj Ürünleri 12,90 TL. Boyun Düzeltici 29,90 TL. Ayak Masaj Aleti 139 TL. Hometech Boyun Masaj Aleti 79,90 TL. Sırt Düzeltici 29,90 TL. Mini Masaj Aleti 17,90 TL. Kompress Genel Kullanım 19,90 TL. Bel Korsesi 39,90 TL. Perilla Mini Ütü Masası 29,90 TL. Yeni Bim aktüel ürünler kataloğu olarak sosyal medyada karşımıza çıkan 11 Aralık 2020 Bim kataloğunun bir diğer dikkat çekici ürün grubu ise züccaciye. Tüm narenciye türleri için uygun sıkma konisine sahip, her sıkmada değişen sağa sola hareket sistemli Kiwi Narenciye Sıkacağı 79,90 TL. Chef’s Tek Fiyat Çelik Ürünleri 34,50 TL. Chef’s Sahan 22,50 TL. Bitki Çayı ve Kahve Demliği 34,90 TL. Lav 3’lü Meşrubat Bardağı 9,95 TL. 6’lı Poşet Klipsi 3,95 TL. Farklı renk ve desenlerde Desenli Badya 6,95 TL. Kapaklı Desenli Saklama Kabı 3,50 TL. Dikdörtgen Borcam Tepsi 29,90 TL. Kapaklı Saklama Kabı Seti 9,95 TL. Kaymayı önleyici tabana sahip, otomatik geri sarmalı keskin bıçakları ile ön plana çıkan, 500ml hacimli haznesi bulunan Fakir İpli Doğrayıcı 59,90 TL. 11 Aralik Bim aktuel urunler katalogunda yer alan züccaciye ürünleri arasında en dikkat çekici olan ürün ise Kütahya Porselen’den. Şıklığı ile dikkat çeken 48 parça Kütahya Porselen Dekorlu Kare Yemek Takımı 359 TL. Çiçekli Karma Sunum Ürünleri 4,95 TL.

Bim aktüel 11 Aralık 2020 kataloğunda yer alan indirimli ürünler bu kadarla sınırlı değil. Yeni Bim kataloğunda en çok ürün bulunan grup tekstil grubu. Özellikle yeni doğan bebek ürünlerinin ön plana çıktığı 11 Aralık 2020 Bim kataloğunda Anne Yanı Bebek Yatağı 49,90 TL. Bebek yastığı 9,95 TL. Bebek Yorganı 37,90 TL. Farklı desen seçenekleri ile satışa sunulan Bebek Nevresim Takımı 44,90 TL. Pamuklu Bebek Battaniyesi 18,90 TL. Welsoft Nakışlı Bebek Battaniyesi 29,90 TL. Bebek Triko Yelek 9,95 TL. Bebek Pijama Takımı 19,90 TL. Farklı renklerde Bebek Montu 59,90 TL. 2’li Beyaz Bebek Body 10,90 TL. Bebek Uyku Tulumu 26,90 TL. Bebek Bornozu 24,90 TL. Figürlü Havlu 19,90 TL. Figürlü Kukla Kese 12,90 TL. 4’lü Organik Bebek Ağız Mendili 9,95 TL. Pamuktan üretilmiş Bebek Kundak Havlusu 15,90 TL. 5’li Organik Hastane Çıkışı 29,90 TL. Farklı renklerde Bebek Triko Patik 4,95 TL. Bebek-Çocuk Kulaklıklı Bere 14,90 TL. Farklı renklerde Bebek Welsoft Patik 5,95 TL. Figürlü Peluş Bere 14,90 TL. 2’li bebek Alt 17,90 TL. Bebek Külotlu Çorap 7,95 TL.3’lü Organik Bebek Çorabı 4,95 TL. Bebek Emzirme Yastığı 12,90 TL. Bebek Eldiveni 17,90 TL. Bim 11 Aralık 2020 kataloğunda bebeklere özel aktüel ürünler arasında en dikkat çekici olanları ise 129 TL’lik fiyatı ile Bebek Telsizi ve 64,90 TL’lik fiyatı ile Pilsan Pratik Mama Sandalyesi. Teksil ürünlerinin geniş yer kapladığı 11 Aralık Bim aktüel ürünler kataloğunda sadece bebeklere özel giyim ürünleri yer almıyor. Kataloğun ilk sayfasında yetişkinlere özel giyim ürünleri de kendilerine yer bulmuş durumda. Kadın Uzun Fermuarlı Polar 44,90 TL. Çocuk Külotlu Çorap 9,95 TL. Çocuk Polar Eşofman Takımı 29,90 TL. Çocuk Uzun Fermuarlı Polar 32,90 TL. Erkek Uzun Fermuarlı Polar 44,90 TL. Bambu Kirli Sepeti 59,90 TL. Her kampanya döneminde olduğu gibi 11 Aralık 2020 kataloğu ile Bime gelecek ürünler arasında da minikleri sevindirecek ürünler var. Ahşap Denge Oyunu 12,90 TL. Haydi Anlat Deyim Bende Kartları 9,95 TL. Studi Oyun Hamuru Seti 16,90 TL. Oyuncak Şato 29,90 TL. Büyük Boy Hikaye Kitapları 6,95 TL. Kılıç Kalkan Seti 14,90 TL. Korsan Seti 14,90 TL. Fotoğraf Albümü 19,90 TL.

İşte sizler için sosyal medyadan alıntı yaparak incelediğimiz harika ürünlerin yer aldığı Bim 11 Aralık 2020 aktüel kataloğunun detayları. Bir sonraki kampanya döneminde geçerli olacak Bim market kataloğu ile tekrar görüşmek üzere..

6 Şubat 2017 Pazartesi

Farming Simülatör 17 Para Hilesi

Evet arkadaşlar sizlere bu yazımızda farming simulatör oyununda para hilesi nasıl yapılır bunu göstereceğiz.
Bildiğiniz üzere farming simülatör 17 bir nevi çiftçilik simülasyonu ve bu simülasyon oldukça detaylı ve başarılı.
Aşağıda paylaştığım videoda farming simülatör 17 para hilesini tüm detaylarına kadar bulabileceksiniz.

21 Haziran 2015 Pazar

Türk ve Japon Firmaları Arasındaki Yönetim Farklılığının Hikayesi

Türk ve Japon firmaları bir kürek yarışı organize ederler. Her iki şirket de en yüksek verimi alabilmek adına var gücüyle çalışırlar. Bu hazırlık kampı onların yarışmadaki performansı için belirleyicidir.
Yarışma günü geldiğinde her iki takım da artık tam anlamıyla hazır gele gelmiştir.
 
Yarışın sonunda Japonlar Türk firmasını bir kilometre farkla geride bırakır. Yarışın bitişiyle birlikte Türk firmasının takımı büyük şok içindedir. Türk firması yöneticileri yarışın böylesine büyük bir farkla kaybedilmesinin nedenini araştırmaya başlarlar.
 
Araştırmanın sonucundaki tablo şudur:
Japonların takımında 8 kişi kürek çekerken, bir kişi dümeni yönetmektedir. Türk takımında ise sadece bir kişi kürek çekerken, 8 kişi birden dümenin idaresini ele almıştır.
 
Yapılan uzun araştırma ve veri toplama çalışmaları sonucunda Türk şirketi yöneticileri bir yarış daha talep ederler.
 
Türk takımının yeni oluşumu şu şekildedir:
 
4 kişi dümenden sorumlu müdür olmuştur. 3 kişi bölgesel dümen müdürüdür. 1 kişi kürekçiyi yönetmekten sorumlu müdür, kalan son kişi de kürekçidir.
 
Türk şirketi bu seferki yarışmayı 2 kilometre gibi daha büyük bir hüsranla kaybeder. Küplere binen Türk firmasının yöneticileri acil olarak toplanır. Toplantıdan çıkan karar şudur: Yarışın kaybedilmesinin sorumlusu tutulan kürekçi kovulur. Bu sorunu bulan diğer müdürler de sorunun çözümüne katkılarından dolayı ekstra ikramiye ile mükafatlandırılır.
- See more at: http://www.cvhunter.net/blog/goster/63/Turk-ve-Japon-Firmalari-Arasindaki-Yonetim-Farkliliginin-Hikayesi#sthash.UnhuZqOc.dpuf

14 Haziran 2015 Pazar

Product - Marketing - Management

Although, some of you would not agree in comparing the importance of three business elements; product, Marketing and Management, as an experienced product development expert, I would like to say a few words about this comparison as I believe discussing and concluding it is crucial for the companies producing and/or selling products.
Question
What is the most important part of a business? An innovative product? excellent marketing strategy and skills? or an effective management?
Product
In my opinion, "product" is the most important part of the business. Once you have a good, innovative product, companies don't have to have huge resources for excellent strategies and implementation plans for marketing and selling their products. Business world is full of stories about how things has gone worse when the major product is not good enough.
In today's world, I believe the best fitting example is "Apple" and its time pacing products. No price, no cost or marketing concerns to be competitive: just product! a better, innovative product! Although, its legendary founder, Steve Jobs, passed away, the company is still leading the market with its innovative products in the same way with a different management.
Last 13 years, since the first ipod was launched, everyone discussed about the Apple's products and how they are innovative and well designed. The success of the products did not let any negative discussion or critisism over its marketing strategies or its manager's management skills at all.
"A lot of companies have chosen to downsize and maybe that the right thing for them. We chose a different path. Our belief was that if we kept putting great products in front customers, they would continue to open their wallets" -Steve Jobs
Marketing and Management
On the contrary, you can read hundreds of articles on how tech giants, Blackberry and Nokia failed and finally lost the game. There are, again, hundreds of analysis over how their management has done wrong, what they have missed or why they couldn't predict.
"Cameraphones will be rejected by corporate users." – Mike Lazaridis, Former RIM CEO, 2003
Good management skills matter when your product is not attractive, having weaknesses inspite of its higher or non-competitive price. However, the impact of good management skills doesn't last forever until your customers find a better one worth to pay for. In summary, if the product doesn't change to be good, attractive, marketing strategies do, if it fails (and eventually it will anyway), then, management fails and finally changes.
Finally, the true question comes: How should your marketing or management startegy be in order to develop right, good innovative products?
Since new developments are the products of a creative mind, we must therefore stimulate and encourage that type of mind in every way possible. -George Washington Carver

Problem Çözen Çocuk.

Bugünün büyükleri dünün çocukları idi ....Çok ama çok önemli gördüğüm bir konuda paylaşım yapmak istedim.
  • ÇOCUKLARDA SORUN ÇÖZME BECERİSİNİ GELİŞTİRMEK
Bir sorunla karşılaştığımızda kimimiz bu sorunu oldukça soğukkanlılıkla ele alıp çözmeye çalışır kimimiz ise sorunun omuzlarımıza bir yük gibi bindiğini düşünür ve sorunu çözmek yerine pes eder. Bu duruma yaklaşımlarımız sahip olduğumuz mizaçtan etkilendiği kadar ailemizin bizlere verdiği eğitimlerden de etkileniyor.
Küçük yaşlarda edinilen sorun çözme becerileri çocukların ileri yaşlarında da kendi kararlarını şekillendirmelerinde büyük rol oynuyor. Anne ve babalar çocuklarınınküçük yaşlarda sorunlarla karşılaşmalarını ya da bunlarla baş etmek zorunda kalmamalarını engellemek için genelde kendileri sorunlara müdahale etmeye ve çözmeye çalışıyorlar. Ancak bu durum görünürde çocuğu sorundan uzaklaştırsa da çocuğun ilerideki yaşamında başka sorunlarla karşılaşmasına neden oluyor;
Çocuk kendi kontrolü ile sorun çözmeyi, karar vermeyi öğrenemeden ve sürekli birilerinin kararlarına bağımlı olarak büyür, ancak bir gün kendi kararlarını vermek zorunda kalınca ne yapacağını bilemez ve çıkmaza girer.
Çocuk sosyal yaşama başladığı andan itibaren sorunlar başlayacaktır. Bu nedenle çocuklarımızın karşılaştıkları sorunlarla ilgili olarak sabırlı olmamız gerekmektedir.Çocuklarımızı cesaretlendirip sorunlarını kendilerinin çözmelerine fırsat vermeliyiz. Yaşadığı sosyal problemlere çözümler bulması konusunda ebeveynleri tarafından cesaretlendirilen çocuklar çözüm bulmaya daha istekli olur. Bilgisini, becerisini kullanacak fırsat bulmuş olur. Bu konuda onlara yapabileceğimiz en büyük yardım sorunlarını çözme yönünde bakış açılarını geliştirmelerini des-teklemektir.
Sosyal problemlerin çözümü, çok defa başkalarına karşı sorumlu olmayı kabul etmeye ve anlamaya bağlıdır. Karşılaştıkları güçlükler üzerinde başkalarının hüküm vermesini bekleyeceği yerde bu güçlüklere çözüm yolları bulmak için ebeveynleri tarafından cesaretlendirilen çocuk, mevcut problemin gerektirdiği işi yapmaya çalışırken bilgisini, anlayışını, becerisini de kullanacak bir fırsat bulmuş olur. Böylece problem çözme çocuğun yeteneklerinin, kendine saygı ve güven duygularının gelişmesini hızlandırmasının yanında bir birey olarak gelişmesini de çabuklaştırmaktadır.
Problem çözme etkinlikleriçocukların hedefe nasıl ulaşacakları ile ilgili kararlar vermelerini sağlamasının yanında yetişkinlerin de çocuklardan bir şeyler öğrenme fırsatını sağlar. Problem çözen çocukları gözleyerek ve sordukları soruları dikkatlice dinleyerek, çocuğun ne düşündüğü anlaşılabilir. Problem çözme olanakları yetişkinlere çocukların düşüncelerini anlamak ve yeni bağlantılar ilişkiler sistemini fark etmek için fırsatlar vermiş olur.
Çocuğun tüm gelişim alanlarında olduğu gibi problem çözme becerisinin gelişiminde de ana baba tutumları etkili olmaktadır. Çocuğun ileriki yaşamında gerek aile içindeki bireylerle gerek yaşıtları ve diğer insanlarla sağlıklı , doğru ilişkiler kurabilmesi için fırsatların sağlanması ve bunların geliştirilmesi ana babaların tutum ve davranışları ile şekillenir. Çocuk başkalarına karşı nasıl davranacağını, toplumda karşılaştığı zorluklarla başa çıkabilmeyi öğrenmek zorundadır. Bu alanda uygun bir örnek oluşturmanın ve çocuğun toplumsal davranışına şekil vermenin sorumluluğu da aileye düşmektedir .
Anne babalar çocuklarına sorun çözme becerisini nasıl kazandıracaklardır?
İşte bu konuda anne babalara yardımcı olacak birkaç ipucu:

  • Çocuğunuzu bir sorun anında mutlaka dinleyin ve onun ihtiyaçlarını, isteklerini anlamaya çalışın.
  • Çocuğunuzun düşüncelerini özetleyerek doğru anlayıp anlamadığınızı ona gösterin.
  • Çocuklarınız bir sorunla karşılaşınca ya çözüm girişiminde bulunur ya şikâyette bulunur ya da problemi yok sayar, üstünde durmaktan kaçınırlar. Çocuklarınızı cesaretlendirerek onların sorunlarını kendilerinin çözmeleri-ne fırsat verebilmelisiniz.
Sorunlarını çözme yönünde bakış açılarını geliştirmelerini desteklemeniz gerekmektedir. Ona doğrudan çözümü söylemek yerine, onlara açık uçlu sorular sorarak çocuğun düşünmesini sağlamalısınız.
‘’Ne oldu?” , “Sorun nedir?”, “............. olmadan (örneğin o sana vurmadan) önce ne olmuştu?”, “.............. olunca (örneğin, o sana vu-runca) ne hissettin?”, “Sen ........ yapınca (örneğin onu annesine şikayet edince) Ne oldu?”, “Sen ........ yapınca (şikayet edince) o ne hissetmiş olabilir?”, “Sen ........ yaptıktan sonra (şikayet ettikten sonra) sonuç ne oldu?”, “..............yapmaktan (şikayet etmekten) daha başka ne yapabilirdin?”, “ ……….yapmak (onu başkasına şikâyet etmek) sence iyi bir fikir mi?” (Uygun bir fikir olduğunu düşünüyorsanız, “Öyleyse bunu deneyebilirsin.” diyebilirsiniz), “Burası ............. yapmak için (onu şikâyet etmek için) sence uygun bir yer mi / uygun bir zaman mı ?”, “Bunun için daha uygun bir zaman düşünür müsün?” vb.
sorularla çözüm yolu bulabilmesi için cesaretlendirebilir ve konu hakkında düşünmesi için teşvik edebilirsiniz. Bu tür konuşmalarla çocuk kendi davranışının nedenleri, davranışlarının başkaları üzerindeki etkileri, davranışlarının olası sonuçları üzerinde düşünmeye yönlendirilmiş olur.

”Asla ama asla sorunu siz çözmeyin.’’
Böylece çocuk, aldığı kararların sonuçlarını yaşayıp bir sonraki için farklı çözümler bulacaktır. Böyle durumlarda sonuçlar üzerinde konuşup “Daha iyi sonuç almak için neler yapabilir?” ya da “Bir sonraki sefere nasıl farklı davranabilirsin?” gibi sorular sorulabilir. Farklı alternatifler veya farklı bakış açıları geliştirmeleri için düşünmeleri sağlanabilir.
Çocuğunuzun duygu ve ihtiyaçları hakkında karşılıklı konuşun.
  • Çocuğunuzla beraber beyin fırtınası yaparak çözümler bulmaya çalışın ve aklınıza gelen tüm fikirleri çocuğunuzla birlikte bir kâğıda yazın, birlikte listenizi gözden geçirin ve en uygun çözümü bulun.
  • Çocuğunuza küçük sorumluluklar verin, böylece onun kendine olan güvenini arttırmış olursunuz. Kendine güveni olan bir çocuk sorunlarla baş ederken daha rahat olacaktır.
  • Çocuğunuza kendi fikirlerini sorun, fikirlerini öğrendikten sonra neden böyle düşündüğünü anlamaya çalışın. Fikirlerini özgürce belirtebilen bir çocuk, sorun çözerken kendi kararlarının önemini anlayabilecek ve kendi kararları ile sorunu çözmeye çalışacaktır.
″Onlara balık vermek yerine,
balık tutmayı öğretmek daha gerçekçidir. ″
  •  Aile toplantıları yoluyla ve kendi hayatınızda gerçek sorunları nasıl çözdüğünüzü çocuklarınıza göstererek evinizde bir sorun çözme ortamı yaratın. Bu süreçte, çocuklarınız isterlerse bir sorunu tartışma fırsatına sahip olabilirler.
  • Çocuğunuza çeşitli kitaplar okuyun ve kitapta olan karakterlerle ilgili sorular sorun. Örneğin kitaptaki karakter bir sorunla karşılaşmıştır, siz de çocuğunuza “Eğer, sen onun yerinde olsaydın ne yapardın?” diye sorabilirsiniz. Böylece çocuğunuza farklı sorunlar hakkında düşünme fırsatı vermiş olursunuz.
Çocuğunuzun sorunlarını üstlenmek, onu sorun çıkabilecek ortamlardan korumak veya uzaklaştırmak, ortamı önceden sorunsuz hâle getirmeye çalışmak, sorunu onlar adına çözmektir. Ancak bu durum görünürde çocuğu sorundan uzaklaştırsa da onun farklı sorunlar yaşamasını engellemez ve ileride yaşamında çözemediği birçok sorunla karşılaşmasına neden olur. Bu da çocukların anne babalarına bağımlı olup problem çözme becerilerinin gelişmesinde olumsuz yönde etkilemektedir. Çocuğunuza inanın ve güvenin. Onu, başarılı olması, becerilerinin ötesine geçebilmesi için sevgi ve güvenle destekleyin. Her konuda olduğu gibi sorun çözme konusunda da siz çocuklarınıza bir modelsiniz.
Çocuklar başkalarının çözüm önerilerini benimsemeye pek istekli değildir.
Eğer çocuklar çözümü kendileri bulurlarsa, bunu uygulamaya koyma olasılıkları da daha fazladır. Onlar, sorun çözmeyi deneyim yoluyla öğrenirler ve sorunlarını çözerek öz güvenlerini artırıp düşüncelerini açıklama ve kendini savunma yönlerini geliştirebilirler.

15 Eylül 2012 Cumartesi


Plastik enjeksiyon nedir?

Günümüzde plastik ürünlerin kullanımı çok yüksek oranlarda seyretmektedir. Plastik hem kullanım ömrü ve kolaylığı açısından hem de üretim açısından diğer bileşenlere göre çoğu zaman daha avantajlıdır. Plastik ürünler sayesinde hem daha yüksek seviyede estetik sağlanmış hem de üretim açısından diğer bileşenlere göre maliyet azaltılmıştır. Peki ama plastik ürünler nasıl üretilir? Bu ürünler önce bilgisayar ortamında 3 boyutlu olarak tasarlanmaktadır. Bilgisayar ortamına aktarılan tasarı daha sonra bilgisayar kontrollü cihazlar vasıtası ile kalıbı oluşturacak metal komponentlere işlenmektedir. Kalıp içine oluşturacak boşluk cismin çekme payı eklenmiş boyutu kadardır. Yani asıl oluşacak cisme göre daha büyüktür. Sonrasında kalıplar plastik enjeksiyon tezgahlarına bağlanır ve tezgah tarafından eritilmiş olan ham madde basınçlı şekilde kalıp içine itilir. Kalıbın erimiş plastiğe göre soğuk olması ham maddenin şekil aldıktan sonra hemen sertleşmesini sağlar. Kalıptan çıkarılan parça üzerinde bulunan çapak ve yolluk plastikleri temizlendikten sonra ürünümüz kullanıma hazırdır. Kısa sürede, standart ve kaliteli üretim için plastik enjeksiyon sıkça tercih edilmektedir.

5 Temmuz 2012 Perşembe

Her gün bir yeni ders: Makine Mühendisliğine giriş...

          Evet arkadaşlar her gün bir yeni ders yazı dizime yüksek müsaadenizle başlıyorum. Yazı dizisi mi, yazıdizisi mi bilmiyorum ama inanın merak da etmiyorum ve her gün dedik diye illaki her gün oturup yazmak durumunda da değilim elimden geldiğince yazacağım burada. 

          İlk dersimiz makine mühendisliğine giriş, bizim bölümde belki de en çok uygulama şansı bulduğumuz en çok bir şeyleri görme şansımız olan der buydu. Ders içeriğiyle başlayalım.

Makine Mühendisliğine Giriş:
          Makinenin tanımı, tarihçesi, enerji dönüşümü, yakıtlar, doğa kuvvetleri, ölçme 
aletleri(kumpaslar, mikrometreler, komparatörler ve mastarlar), motorların tanımı ve 
sınıflandırılması, iş makinalarının tanımı ve sınıflandırılması, pompalar, kompresörler, buhar 
kazanları, ısı değiştirgeçleri, elektrik santralleri, imalat yöntemleri, özel imalat yöntemleri.

Ben ne gördüm: Ciddi manada en çok şeyi bu derste gördüm ben, örneğin içerikte geçen kumpas, mikrometre, komperatör, mastarlar falan. Tamam peki ya motorların sınıflandırılması? motorlar bilmem kaça ayrılır içten yanmalı motorlar, elektrik motorları, hidrolik motorlar vs vs. -eee nerde lan bu motorlar? yani ölüsü dirisi hiç birşeyi yok mu? -var olmaz mı jet motoru bile var da hocanız dağıttı topla(ya)madı. (gidilir ve bakılır görülen tek şey konik şekilli saçdır ne hava şurdan girdi ne burda yandı yakıt ne şurdan çıktı ne şu ateşledi yok sadece konik şekilli saç) ee 4 zamanlı motor vs nerde? emme, sıkıştırma, yanma, egzosu öğrendik de yok mu bi piston silindir falan iki kurcalasaydık. (meğer hepsi varmış ama gösteren yok ki arkadaş 2 saat dersi 1 buçuk saat işleyip bırakacağına yine 1 buçuk saat işle de yarım saat de götür bak bu motor şöyle çalışır de). Gelelim iş makinalarına ekskavatör, silindir, keçi ayağı , yok ucuna bağlanan beko, şaul, klemşel fln olm ne lan bunlar, gerçeklerini istemiyorum da pazardan 10tlye oyuncak bi ekskavatör alıp göstermek de mi zor bakın model falan bile demiyorum o dandik plastikten yapılan oyuncaklar bile yeter. Gerçi  zaman da oyuncakla ders mi anlatılır (Açık, Mert, Korkusuz) derdik ama olsun yine de bir görseydik iyiydi. Üniversitemizde santrifüj pompa var ama gösteren yok, e tüm üni tek noktadan ısındığına göre kompresör de var ama hani nerde ben niye görmedim? buhar kazansız bi ısınma zaten düşünülemez bizim ünide ama bölüm için küçüğünden falan bi alaydınız da biz de nasiplenseydik hani? ısı değiştirgeci de vardı hocamız anlattı buhar geliyor çarpıyor ısıyı değiştirgeçte bırakıyor sonra su ısınıyor da hani hani nerde?

Kısaca durum bu arkadaşlar bizim eğitim sistemimizde ki dediğim gibi bu en çok örnek gördüğümüz dersti diyebilirim...

Daha mantıklı, akılcı ve verimli bir eğitim sistemine kavuşmak dileğiyle. 
Esen kalın.

Mert ÖZBULUT

18 Ekim 2011 Salı

Makine Mühendisliği Öğrencisi...



          Bir makine mühendisliği öğrencisi üniversiteye ilk başladığında en kıdemli bölümlerden birinde okumanın verdiği hazzı ve ego yükselmesini yaşıyordur kesinlikle. Özgüveni artar bulunduğu her ortamda makina mühendisi olacağının sinyallerini vermeye çalışır ve aslında hiçbirşey bilmese de hayata makina mühendisliği çerçevesinden bakmaya çalışır.


          Ama unuttuğu birşey vardır. Makina mühendisliğinden mezun olmak o vizyona sahip olmak o çerçeveden bakabilmek anlamına gelmemektedir. Sırf iyi paralar kazanma şansı var diye bu meslek seçilmemelidir çünkü eğer içinizden gelmiyorsa, sevmiyorsanız makinaları, eliniz ingiliz anahtarını tuttuğunda ona sevgilinizmiş gibi sarılmıyorsanız yani bu mesleğe aşık değilseniz önünüzdeki koca 4+ yıla bol bol tatil ve eğlence sığdırmaya bakın çünkü çok zorlu bir maraton sizi bekliyor...


          Dört yıllık eğitimin ikinci yılında makine mühendisliği öğrencisi kabuğunu yeni çatlatmış yeni çabalar içinde olan, mesleki açıdan gelişim sağlayabilmesi için kendini geliştirmesi gereken ama yine de bu konuda pek çaba göstermeyen, erteleyen bir ruh hali içerisindedir. Görevlerinin farkındadır, bir sonraki checkpointe nasıl ulaşacağını bilir fakat bu konuda çaba göstermek yerine kendini (çoğunlukla) duygusal buhranlar içerisine hapseder. Meslek adına birkaç terim öğrenmiş olsa da bunlar babasının araba ile ilgili sorduğu sorulara cevap verme  bilgisini sağlamaz ve hala "baskı balata ne olm" sorusuna anlamsız bakışlarla cevap verir seviyededir.


          Üçüncü sınıfta öğrencimiz duygusal buhranları bir kenara koyup derslerine ve mesleğine yoğunlaşmış, hayatını kendini geliştirmeye adamış, o program senin bu program benim, o kurs senin bukurs benim, o sertifika programı senin bu sertifika programı benim gezmektedir. Eğer kendini iyi yetiştirirse sene sonuna doğru kendini yeterli ve bilgili hissedebilir ve artık mesleki açıdan öğrendiği birşeyler vardır.
       
           Bir önceki sene bilgi dağarcığını yeteri kadar genişlettiğini hisseden makine mühendisliği öğrencisi son sınıfa geldiğinde aklında olan tek şey " Hayır! Çok eksiğim, Hiçbirşey bilmiyorum"dur. Bir yandan kendini yoğun şekilde derslerine adaması gerekirken bir yandan kendini geliştirmeye çalışmalı bir yandansa yıllarını verdiği o şehirden ayrılmanın, geride bırakacağı insan ve anıların acısıyla savaşmalıdır. Bu üç zorlu savaş içersindeki öğrenci............




                Bundan sonrası mezun olduktan sonra yazılacak :)


                                                                                                   Sevgi ve Saygılarımla...
                                                                                                            Mert ÖZBULUT

28 Temmuz 2011 Perşembe

Ne Yapmaya Çalışıyorsun Sen CÜ?

          Eğitim hayatımın son 3 yılını doldurduğum okulumda sanki aldığım eğitim gayet düzgünmüş, laboratuvar deneylerinde sistem tıkırında çalışmış bizde gözlemleyebilmişiz, atölyemizdeki tezgahlar günümüz teknolojisine yakınmış (teğet bile geçmiyor) gibi birde günümüzün olmazsa olmazlarından "Bilgisayar destekli çizim" dersini müfredattan kaldıran görevlilerine soruyorum. Nedir bu saçmalık?


          Bu soruyu sorduktan sonra düşünüyorum acaba hangi uygulaması doğru ki? Esnaf odasının baskısı ile bütünleme sınavlarını kaldırıp yaz okulu açmaları mı? Yoksa (güya) açtıkları yaz okulunda dersleri açmamaları binlerce öğrencinin mağdur olması ve buna açıklama olarak "yaz okulu para bırakmıyor" demeleri  mi? Ya da benim canım üniversitemde açılmayan bir dersi başka bir üniversitede almak için başvurmak istediğimde final notumun dış üniversite yaz okulu başvurusunun son gününde açıklanması ve benim başvurmak için uçakla bile gitsem asla yetişemeyecek olmam mı? (önce kendi bulunduğum şehirdeki bir üniversiteye gidip başvurmam ve sonra aldığım belgeyi kendi üniversiteme getirmem gerekiyor)


          Evet bu sorunlarla cebelleştiğim, stresten strese koştuğum üniversitemde güzel bir bahar şenliğiyle eğlenmek ve stresimi atmak benim de hakkım diye düşünüyorum. Yoksa değil mi? Hemen kadroya bakıyoruz.  Sevcan Orhan, Kubilay DÖKMETAŞ ve Manga... Cumhuriyetin 50.Yılı anısına kurulan ve 35-40bin öğrencisi olan bir üniversitenin getirebildiği kadroya bakın. Neyse dedik Sevcan Orhanla esen anadolu rüzgarından sonra bir gün güzelce dinlenir ve Manga konserine gideriz dedik. Gittik de. Peki ne oldu? Ses sistemi bozuldu, elektrik kaçağı oldu peki ya manga? Çıkmayacak mı? Bir kadın çizmeyecek miyiz? Durduramayacak mıyız zamanı? Cevap koskoca bir HAYIR... Ne manga çıktı ne konser oldu ve her zamanki gibi bunu da eline yüzüne bulaştırmaktan öteye gidemedi üniversitemiz.


          Sektörle ve meslekle pek de alakası olmayan bu yazımda size söylemek istediğim şey kısaca "EĞER İMKANINIZ VARSA EN KISA SÜREDE EĞİTİMDE VE SOSYAL YAŞAMDA VİZYON SAHİBİ BİR ÜNİVERSİTEYE GİTMENİZ VE EĞER ÜNİVERSİTEYE YENİ GELECEKSENİZ DE GERÇEKTEN YAPTIKLARIYLA KALİTESİNİ ORTAYA KOYAN BİR ÜNİVERSİTE TERCİH ETMENİZ"


          Saygı ve Sevgilerimle...
                                                                                                                Mert ÖZBULUT

27 Temmuz 2011 Çarşamba

Staj Nedir? Ne Yapılmalıdır?

          Staj tatil dönemlerini mesleki alanın genellikle en alt kademelerinde, işin daha çok uygulama yönünde olduğu bölgelerinde değerlendirme yöntemidir. Öğrencilerin çoğunluğu bu konuya angarya olarak baksa da işe ilk gireceğimiz dönemlerde hissettiğimiz "hiçbirşey bilmiyorum" sendromunu atlatmamızda çok büyük yardımcı olacağı aşikardır.


          Peki ne yapılmalı bu staj döneminde? Öncelikle staj yapılan yerin stajerlerle ilgili aldığı kurallara uyulmalı kılık kıyafet gibi ölçütlere uyulmalı. Bölüm şeflerinin yönlendirmesine göre sahada bulunan tezgahların her çeşidi ile o tezgahın temel çalışma prensibi ile ilgili bir temel oluşturulabilecek ve bir süre o tezgahı çalıştırıp az da olsa o tezgahın neyi, nasıl yaptığını anlayabilecek kadar zaman geçirilmelidir. Örneğin bir stajer ovalama tezgahına baktığında "bu switch/cnc sistemiyle çalışan, parçanın dönme hareketi ve makaraların parçanın hareketine dik şekilde yaptığı dönme hareketiyle parçanın üzerinde ezme işlemi yaparak parçaya diş açmaktadır"  diyebilmelidir. Tezgahın kaç modüle kadar diş açabildiği, ne kadar çapı kabul edebildiği şimdilik önemsizdir. Çünkü her fabrikada tezgah ve tezgahın kapasitesi değişebilir ama çalışma sistemi değişmeyecektir.


          Ülkemizde de fabrikada çalışan şef mühendislerin çoğunluğunun görevi iş yerinde asayişi sağlamak ve oluşacak bir problemde, problemin daha da büyümesini engellemek ve problemi ortadan kaldırıp üretimin devamlılığını sağlamaktır. Siz de staj yaptığınız dönemde tezgahlarla ilgili her problemi olabildiğince gözlemleyin "Kesme sıvısına karışan kızak yağı nasıl ayrıştırılır, ayrıştırılmazsa ne olur, sürekli kalem kıran tezgahın sorunu nedir, kalıplar neden öngörülen ömürden önce deforme oluyor" bunları tam çözebilecek kadar bilmeseniz de en azından genel olarak ne yapılması gerektiğini bilmeniz size büyük kolaylık sağlayacaktır. İşçi bir sorun karşısında panik olmuş değil soğuk kanlılığını koruyan ve net bir şekilde ne yapılması gerektiğini söyleyen bir mühendise elbette ki daha fazla saygı duyacaktır.


          Bazı formenler sizi kullanmaya çalışacaktır bu işten her ikinizin de kazancı olması için onlara net bir şekilde "Ben bu tezgahta çalışırım ama öğrenmem gereken başka şeyler olduğunu düşünüyorum. Siz benim sorularımı cevaplayın bende yorulana kadar bu tezgahta çalışayım" diyin. Asla ama asla "Ben stajerim çalışmak zorunda değilim" demeyin hele hele büyük bir firmaysa ASLA bu cümleyi kurmayın. Unutmayın ki firmalar sizi değerlendirir ve mezun olduktan sonra iş başvurusunda bulunduğunuzda staj zamanında bağlı olduğunuz şefin bilgisine başvururlar. Elinizden geldiğince soru sormaya ve sorularınıza cevap almaya çalışın. Geri kalan zamanda mümkün mertebe çalışmaya veya mühendislerle vakit geçirmeye çalışın.


          Unutmayın ki büyük firmalar çalışanlarını çoğunlukla stajerlerinden seçmektedir bu sayede adaptasyon süresi kısalmaktadır. Adaptasyon süresinin kısalması ise hem sizin hemde firmanın yararınadır.


          Staj dönemini en verimli şekilde geçirmeniz ve "bitirince kesin gel CV'ni bırak" cümlesini duymanız dileğiyle.
                                                                                                                          Mert ÖZBULUT

26 Temmuz 2011 Salı

DİKKAT!! İçimiz Boşaltılıyor...

          Yeryüzündeki büyük gelişimlerin çoğunu makine mühendislerinin, böyle bir meslek dalının olmadığı zamanlarda ise kendini çeşitli yeniliklere adamış statüsü makine mühendisi olarak görünmeyen (ama aslında yaptıkları işler makine mühendisliğine tekabül eden) insanların gerçekleştirdiği aşikardır.


          Yıllar boyu hayatın zorluklarına karşı çözümler üreten, yaşam süresini uzatan, kısacası çağ atlatan bu mesleğin artık bir problemi var. Evimizdeki doğalgazdan havalandırmaya, kullandığımız araçların motorlarından, aracın frenleri ve tüm mekanik aksamına, oturduğumuz koltuktan izlediğimiz televizyona kadar borçlu olduğumuz bu meslek bölünme tehlikesi ile karşı karşıya. Peki aslında bu bir tehlike mi?


          Mezun olduktan sonra çalıştığımız veya çalışmak istediğimiz alana bağlı olarak zaten kendimizi yönlendirmekteyiz. Yani otomotiv sektöründe ısıtma veya soğutma sektöründe, plastik sektöründe vs... Şimdi ise daha önce makine mühendisliği çatısı altında toplanan bu dallar her biri ayrı bir mühendislik olarak karşımıza çıkmakta. Makine mühendisliğinin o eşsiz "her işten anlarım" havası yok olmakta ve yerini yavaş yavaş alt dallarına bırakmakta. Bu sayede her alt dal yani yeni adıyla mühendislik teorik bilgi olarak daha derinlemesine bilgi almakta fakat çalışma alanı daralmaktadır.


          Yani bir otomotiv mühendisi okuldan mezun olduğunda otomotiv konusunda bir makine mühendisinden daha fazla şey bilebilir fakat hiçbir zaman bir makine mühendisi olamaz. Veya bir imalat mühendisi mezun olduktan sonra talaşlı imalatı bir makine mühendisinden iyi bilebilir ama aynı sorun onda da bulunmaktadır. İş alanı fazlasıyla daralmaktadır.


          Doğru olan hangisidir? Doğru olan tabiki herkesin tam olarak kendi iş alanında eğitim almasıdır. Yani, kaynakçının kaynak mühendisliği, otomotivcinin otomotiv mühendisliği eğitimi alması gerekmektedir. Lakin ülkemiz ve dünyanın durumu düşünüldüğünde herhengi bir sektördeki çökme bu dalı kökünden etkilemekte ve o daldaki insanların çaresiz kalmasına neden olamaktadır. Bir kova sudan bir bardak su aldığınızda kovadaki suyun değişimi kovadaki suyun sadece küçük bır kısmını azaltmıştır ama toplamda bir bardak suyun tamamını yere dökerseniz o bardaktaki su değişimi %100dür.


          Alanında diğerlerine göre biraz daha uzmanlaşmış olup düşük bir yelpazede iş yapabilmek mi yoksa geniş bir yelpazede iş yapıp işi işte öğrenmek mi...


          Tercih sizin... Ama unutmayın ki  "Mühendislik çok şeydir, Makine Mühendisliği Herşeydir..."

25 Temmuz 2011 Pazartesi

Kim Büyük Bir Firmada İş İstemez ki?

Arkadaşlar öncelikle amacımızı seçmek durumundayız. Burada 3 seçeneğimiz var.
1: Akademisyen olmak
2: Devlette Çalışmak
3: (Ki bu benim de tercihim ve vereceğim tavsiyeler bu yol üzerindedir. ) Özel Sektörde Çalışmak


Eğer seçiminiz 3 numaraysa hadi başlayalım.


Öncelikle ODTÜ, İTÜ, YTÜ, Marmara, Ege vs gibi markalaşmış üniversitelerden birinden mezun olmadığımız için 1-0 geride başlıyoruz bunu unutmayın.
Büyük Firmalar öncelikle bu ve bunun gibi adı sanı duyulmuş üniversitelerin mezunlarını kadrolarına katmayı daha mantıklı bulurlar. 
Bunun çözümü ise işi baştan kapmaktır. Artık büyük hiçbir firma torpille mühendis almamaktadır. Referansla mühendis alınabilir ama torpille ÇOK ÇOK ÇOK düşük bir ihtimal. Ama şunu unutmayın ki stajlarda en büyük koz torpildir. Sizin yapmanız gereken elinizden geleni ardınıza koymayarak Bulabileceğiniz en büyük firmada staj ayarlamak ve bu staj süresinde gerçekten etkili bir şekilde (fiziken ve zihnen) Çalışmaktır. Büyük firmalar elemanlarını çoğunlukla stajerlerden seçer. İş başvurusunda o büyük üniversitelerden mezun olmasanız bile orda staj yapmış olmanız sizin için çok büyük bir avantaj olur.


Diyelim ki olmadı, o firmaya giremeyebiliriz sonuçta veya büyük bir yerde staj ayarlayamamış olabiliriz. Bu yüzden yapmamız gereken sırt çantamızı olabildiğince doldurmaktır. Bunun yolu ise içi gerçekten "dolu bilgilerle" dolu bir CV ye sahip olmaktır.  


Ve burada da öncelik tabiki dil ve teknik bilgilerindir.


İşte iş verenlerin Genel olarak bizden istediklerinin bir derlemesi.


*İyi seviyede İngilizce: ( BU MESLEĞİN OLMAZSA OLMAZIDIR, iyi derecede ingilizce bilen bir mühendis bilmeyen bir mühendise göre iş hayatında çok daha az çaba sarf ederek çok daha fazla yükselebilir ve genel olarak çalışma şartları da daha kolay olacaktır.)


*İkinci bir yabancı dil:(Genellikle almanca):  Birden çok ülkeyle iş yapan ve birden çok ülkeyle iletişim kurması gereken firmalarda karşı tarafla iletişimi kolaylaştırmak için onların anadilini konuşabilen bir eleman bulundurmak fazlasıyla yararlı olacaktır. ŞART DEĞİLDİR AMA İŞE GİRMENİZDE ÇOK FAYDASI DOKUNUR.


*MSOffice kullanabilen: Ofis uygulamalarının kullanımına hakim olmayan bir mühendis zaten düşünülemez.


*CAD/CAM programı bilgisi: Mühendisliğin dili olan teknik resimleri oluşturabileceğimiz ve 3D tasarımlar, Projeler yapabileceğimiz yazılımları bilmek mühendisliğin yapıtaşlarındandır. 
En sık kullanılan ve mühendisten talep edilenleri;


Autocad
SolidWorks
UniGraphics
Catia
ProEngineer
Mastercam dir. Öğrenmesi kolay ve eğlenceli olan bu yazılımlar işe girmede fazlasıyla büyük kolaylık sağlar. Sadece biri talep edilebileceği gibi birden fazlasını aktif olarak kullanabilmeniz de talep edilebilir.


*Kalite Yönetim Sistemleri: Her yerde görürüz İSO 9001 vs şeklinde. Bu o üretimin, yönetimin İSO 9001 esaslarına göre yapılması anlamına gelmektedir. Ve tüm büyük firmalar bu esaslara göre üretim yaptığından sizden de bu konuda bilgili olmanızı ve mümkünse bir sertifika sahibi olmanızı ister. Örneğin ;

» İSO TS 16949 Otomotiv endüstrisi tedarikçilerine yönelik kalite yönetim sertifikası
» İSO OHSAS 18001:2007 İş Güvenliği - (İş Güvenliği Uzmanlığı Sertifikası)

» İSO 9001:2008 Kalite - Denetim - (İç Denetçilik Sertifikası)

gibi. Okulumuzda çeşitli dönemlerde açılan ücretli seminerler sayesinde bu sertifikaları edinmek oldukça kolay ve yine iş alımlarında da çok büyük kolaylık sağlamaktadır.

Genel olarak bizim ihtiyacımız olanlarsa yukarıdakilerin dışında bir de İSO 14001dir.

Sonuç olarak ilk işe girişte ne kadar çok teknik bilgi o kadar çok rahatlık ve imkan arkadaşlar. Biraz uzun oldu ama güzelce açıkladım diye düşünüyorum. Hepinize şimdiden hayırlı işler.